Film

Konstantiniyye Oteli kitap özeti

Kefaret dizisi hangi kitaptan alıntı?

Konstantiniyye Oteli kitap özetiBaşrollerini Mert Fırat ve Nurgül Yeşilçay’ın paylaştığı Kefaret dizisi 22 Kasım Akşamı FOX TV’de yayınlanmaya başlamıştı. Zülfü Livaneli’nin Konstantiniyye Oteli romanından esinlenen senarist Mahinur Ergün’ün dram türündeki dizisi FOX tv ekranlarından takip edilebilir.

 

KİTAP ÖZETİ

Konstantiniyye Oteli Zülfü Livaneli
Türk edebiyatının usta kalemlerinden bir tanesi olan Zülfü Livaneli mükemmel yaptığı karakter anlatımlarına yeni kitabı Konstantiniyye Oteli kitabında farklı bir boyut katıyor.

Eski Bizans kalıntıları üzerine yapılan Konstantiniyye Oteli’nin açılış günü ile başlayan hikayede açılışa katılan ünlü simaları vasıtası ile Zülfü Livanelli okurlarına tarihi bir İstanbul hikayesi sunuyor.

**********

Yarattığı karakterler ile okurlarını en iyi etkileyen yazar olan Zülfü Livaneli Konstantiniyye Oteli romanı ile adeta İstanbul’un birbirinden farklı insanlarından birer örneği otel lobisinde toplamış ve onları mükemmel bir şekilde okurlarına anlatmış. Bu kitap sayesinde İstanbul insanını iyi bir şekilde anlıyorsunuz ve İstanbul’da ne tür insanların yaşadığını da görüyorsunuz.

Zaten Zülfü Livaneli romanında bu kitabı neden yazdığını da güzel bir şekilde açıklamış:

“Aslında yıllardır bu şehri anlatan bir roman konusu dönüp duruyor zihnimde ama öyle bir biçim bulmalıyım ki şehrin hem bugününü kaplamalı, hem de geriye giderek Osmanlı’yı, Roma’yı, Bizans’ı içine almalı. Tarihsel değil ama tarihi de içeren bir roman. Şuraya baksana; bir masal uygarlığı değil mi burası? Zaten binlerce yıl, hep masalla ayakta durmuş.”

Evet, Zülfü Livaneli hem günümüz insanlarını hem de İstanbul tarihinin insanlarını masal tadında bir roman olan Konstantiniyye Oteli ile bizlere kusursuz bir kitap sunuyor.

Kitapta kimler yok ki? Ama kitabın ana karakteri Zehra. Konstantiniyye Otelini inşa eden zengin patronun sağ kolu diyebileceğimiz asistanı. Açılış gecesini organize etmek de ona kalıyor tabi. Gecede masalar 1 numara ile başlıyor ve tahmin edeceğiniz gibi en itibarlı kişiler 1. masada yer alıyor. Daha sonra sayı artarak devam ediyor. Sayı arttıkça konukların yüzündeki itibar kaybı, ego, kıskançlık daha bir ortaya çıkıyor. Aynı şekilde sayı küçüldükçe de tepeden bakışlar artıyor.

 

Zülfü Livaneli işte bu masaları tek tek dolaşarak buradaki karakterlerin hikayeleri anlatıyor. Otelin ortağı olan Rus/Kazak zenginin nasıl bu kadar zengin olduğu ve babasını hiçe saydığı, Otelin patronunun çocukları ile olan dramı, eşinin yaşadıkları, bir gazetecinin gerçek yüzü, bir müteahhittin neler yaptığı, belediye başkanlarının kirli işleri, profesörlerin bilgileri, bir yazar adayının katil olmaya kadar giden intikam ateşi, hakimlerin acı davaları ki bir tanesi gerçekten çok etkileyici ve daha bir çok hayat hikayesi. Tabi davette görevli olan garsonları da unutmamış yazar.

Tabi bunları yaparken günümüz konularına da mükemmel göndermeler yapıyor. Gezi olayları, baştakilerin pis geçmişleri, Güneydoğu’da yaşananlar, İstanbul’daki rant kavgaları derken bunları bir de geçmiş zaman, Bizans ve Roma ile de karşılaştırıyor ve aslında İstanbul’da ve bu topraklarda yaşananların yıllardır nasıl tekrarlandığını tokat gibi okurun yüzüne vuruyor.

Romanın en güzel taraflarından bir tanesi ise yazarın İstanbul tarihindeki hayvanlara söz tanıdığı kısım. Zaten İstanbul’da insanın insana yaptıklarını gördükten sonra bunları yapan hayvanlara neler yapmaz diye olacakları tahmin edebiliyorsunuz fakat bunları hayvanların kendi sesinden dinlemek ve gerçekten bunların olmuş olduğunu öğrenmek içinizi daha da acıtıyor ve bu toprakların neler gördüğüne şaşıyorsunuz.

Köpeklerin terk edilmiş bir adaya gönderilip binlercesinin güneş altında bekletilerek öldürülmesi ve donanmanın birçok savaş kazanmasını sağlayan maymunların tecavüze uğraması bunlardan sadece iki tanesi ve çok daha acı olanları kitapta bulabilirsiniz.

Zülfü Livaneli aslında Masal Uygarlığı olarak adlandırıyor ve İstanbul tarihini bu şekilde anlatıyor fakat anlattıklarından daha çok bir kabus ortaya çıkıyor. İyi insanlar hiç mi yok derseniz var ve yazarda bunu yine mükemmel bir şekilde anlatmış romanında:
Konstantiniyye Oteli konusu
“Zehra’nın şaşkınlığı iyice artmıştı. Ama bilmediği şey kimsenin anasından böyle doğmadığı; çekilen acıların bazı insanları çileden çıkararak her şeye düşman ederken, ender olarak bazılarını da bilgiliğe kavuşturduğuydu. Ne yazık ki insanlar bu bilgelik ve iyi niyet düzeyiyle doğmuyordu ve yine ne yazık ki çok az insan ulaşabiliyordu bu aşamaya.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Bursa kombi servisi