Diyet

Turşuyu Kim Buldu? Turşuyu Türkler mi Buldu?

Turşunun tarihte ilk olarak ne zaman bulunduğu, hangi millet tarafından bulunduğunu resmi kayıtlara bakarak inceliyoruz. Turşu dünyada popüler olan bir yiyecek türü ve asırlardır tüketilmektedir. Eski çağlarda buzdolabı olmadığı için insanlar bozulabilecek yiyecekleri saklamak için çeşitli yöntemler geliştirmişler. Örneğin balığı saklamak için kurutup tuzlamışlar. Böylece uzunsa süre bozulmadan balığı muhafaza edebilmişler.

Keza ette aynı şekilde uzun süre saklanabilmiş. İşte insanlar sebzeleri de bozulmadan uzun süre saklayabilmek için çeşitli denemeler yapmışlar. Ortaya turşu çıkmış. Sebzeleri tuz ve sirke olan suyun içine bırakıp ağzını kapatmışlar. Böylece sebzeler bozulmadan uzun süre muhafaza edilmiş. M.Ö bunu toprak çanaklarda yapan insanlar sonraları cam şişe ve kavanozlarda muhafaza etmeye başlamışlar.

Turşunun kim tarafından bulunduğu sorusuna bir sonraki başlıkta yer vereceğiz fakat şu bir gerçek ki dünyada turşuyu en çok tüketen toplumlardan biri Türkler. Turşuyu kim buldu?

 

turşuyu kim buldu

İçindekiler

Turşuyu Kim Buldu?

Turşunun ilk ne zaman tüketilmeye başlandığı tam olarak bilinmiyor. Dolayısıyla turşu dünya toplumunun ortak mirası olan bir yiyecek. Turşu kelimesi dilimize Farsça’dan girmiş. Ağız yakan ve ekşi anlamlarında kullanılırmış. Turşulamayı kısaca, tuzlanmış, sirkeye ya da limona yatırılıp bekletilmiş sebze ya da meyve olarak tanımlamak mümkün. Geçmişi hakkında ise çok fazla rivayet var. M. Ö. 7 bin, hatta 10 bin yıllarına ait bulgularda turşu yapıldığına dair kalıntılar olduğu söyleniyor. Şaşalı Osmanlı dönemi de turşuya düşkünlüğüyle biliniyor. Padişahların sofraya lahana turşusu olmadan oturmadığı, sarayın bazı bahçelerinin sadece turşuluk sebze meyve yetiştirdiği biliniyor.

Turşunun İcat Süreciyle İlgili Yüzünüzü Gülümsetecek Asparagas Bir Yazı

1929 yılı dünya ekonomik krizi patlak verdiğinde, Anadolu insanı yokluk ve yoksunlukla boğuşuyordu. Ellerindeki ürünleri daha uzun süre saklamanın yollarını aradıkları bu sürece birlikte göz atalım.

 

İlk Deneme:  Yozgat’ın Yerköy ilçesine bağlı Hasaneli köyü 14 nisan 1929.
hasan efendi, bahçe ürunlerini (domates, biber, avokado, brokoli vb.) açık havada beklemeye bırakalı 2 gün geçmişti ki; sebzeler ve meyveler bozulmaya başladı. pörsümüş domatese baktı ve “bi çaresi vardır elbet gülüm, yeniden yaşamalı” dedi.

Sonuç: Domatesler tek başına bırakıldığında pörsüyor.

 

İkinci Deneme: 12 nisan 1929. aynı köy, aynı ilçe, aynı hasan efendi.

Hasan efendi bu defa sebze ve meyveleri içi su dolu bir kap içinde bekletti. enteresan bir biçimde lahanalar yüzebiliyordu fakat sararıyordu. bir süre daha bekledikten sonra yine sonuç alamayacağını anlayan hasan efendi, üzgün bir şekilde evin yolunu tuttu.

 

Üçüncü Deneme: 10 nisan 1929 yukarı mişigın eyaleti/ABD

steven bahar ayının tadını kola içerek çıkarıyordu. aklına bir fikir geldi ve kolanın içine mentos şeker attı. gerçekten çok eğlenmisti. “kola güzel şey lan” dedi ve evinin yolunu tuttu.

Dördüncü Deneme: 8 nisan 1929 Mardin/Mazıdağı ilçe merkezi.

Hüseyin onbaşı sebzeleri şekerli su içinde bekletti ve bu karışımı fareler üzerinde test etti. fareler ıslanmıştı ve şeker tüylerini yapış yapış etmişti. karışımın geri kalanını döktü ve bu konudan hiç kimseye bahsetmedi.

 

Beşinci Deneme: 6 nisan 1929 Bağcılar/İstanbul

ahmet vefik bey, bağ-bahçe işleriyle uğraşan emekli bir öğretmendi. sebzelerin korumak için çeşitli yollar aradı:

1) içi su dolu kaba lahanaları atmadan önce karabiber ekledi.
2) içi su dolu kaba lahanaları atmadan önce pul biber ekledi.

sonuç yine hüsrandı.

 

Son Deneme : 6 nisan 1929 Trabzon/Maçka

Nasuh Efendi, tuzun suyun kaldırma kuvvetine etkisini inceleyen amatör bir bilim insanıydı. kayık atölyesinin bulunduğu dağ evinde yaptığı deneylerle bilime katkı sunuyordu. tuzun, suyun kaldırma kuvvetini arttırdığını anladı, fakat bunu bir türlü formulize edemiyordu. kafası o kadar meşguldü ki; kaldırma kuvveti deneyinde kullandığı lahanaları ve domatesleri tuzlu su içinde unuttu. yine formül üzerinde çalıştığı bir gün, tuzlu suyun içinde unuttuğu malzemeleri fark etti. kendine kızdı, çocuklarla konuştu “bugün de ölmedim anne” dedi. dalgın bir anında lahanalardan birine uzandı küçük, zarif elleri, ellerinden biri yani. elini ağzına götürdü ve lahanayı yedi. tadı hoşuna gitmişti… puldum oni, puldum oni! diye bağırarak dışarı çıktı.
vakti geldiğinde adile naşit ve münir özkul’un arasını açacak olan turşu ve suyu böyle garip ve bilinmezliklerle dolu bir hikaye ile sofralarımızda yer bulmuştur.

Etiketler:turşuyu kim buldu, turşuyu türkler mi buldu

Turşu ile ilgili daha detaylı bilgi için: https://tr.wikipedia.org/wiki/Tur%C5%9Fu

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Bursa kombi servisi